Merhaba Misafir! Foruma Mesaj&Konu paylaşımı ve Tüm aktivitelerden yararlanmak için Ücretsiz Üye Olun!


Superbahis
Sitemize Moderatörler Alınacaktır. Modaretör Başvuruları İçin Bu Yazıya Tıklayabilir Yada Sitemizdeki Yöneticiler İle Temasa Geçebilirsiniz. www.masterbahis.com
+ Konu Cevaplama Paneli
1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: 1.dünya SavaŞi

  1. #1
    Leito
    Guest

    1.dünya SavaŞi







    Forumu Görebilmeniz İçin Üye Olmalısınız
    Üyelik Ücretsizdir.

  2. #2
    Leito
    Guest

    SAVAŞIN DEHŞETİ

    1. Dünya Savaşı, pek çok ilke sahne oldu. Bunların biri, silahların sadece orduları değil, sivilleri de hedef almasıydı.
    Dünyada sivil yerleşim birimlerine yönelik ilk bombardıman, Alman zeplinlerinin 1915 yılında İngiltere'ye saldırmasıyla başladı. Zeplinlerden atılan bombalar, pekçok masumun hayatına mal oldu.

    U-bot adı verilen Alman denizaltıları

    Öte yandan da U-bot adı verilen Alman denizaltıları, Atlantik okyanusundaki sivil gemileri vurmaya başladı. O dönemde dünyanın en büyük transatlantigi olan Lusitanya gemisi, 7 Mayıs 1915 günü İrlanda açıklarında bir U-bot saldırısıyla batırıldı. Üzerindeki 2000'e yakın yolcudan 1195'i boğuldu.
    Savaşın getirdiği bir başka felaket, kimyasal silahlardı. 1915'te önce Fransızlar sonra da Almanlar tarafından kullanılmaya başlanan zehirli gazlar, binlerce askerin korkunç acılar çekerek ölmesine neden oldu. Pekçok asker de gazın etkisiyle kör oldu. Ordular zehirli gaza karşı önlem olarak gaz maskeleri kullanmaya başladılar.
    Gaz maskeleri sadece askerlere değil, sivillere de veriliyordu. Çünkü zehirli gazlar, sadece askerleri değil sivileri tehdit ediyordu.

    Küçük çocukları bile...
    1. Dünya Savaşı'nın en kanlı cephelerinden biri de, Çanakkale'de yaşandı. İngiliz ve Fransız donanmaları, Osmanlı savunma hatlarını yararak Karadeniz'e varmak için saldırıya geçtiler. Ancak dünyanın bu en büyük donanması, Türk topçusu karşısında boyun eğmek zorunda kaldı.
    Deniz savaşının yenilgiyle sona ermesinin üzerine, İngilizler Gelibolu yarımadasına çıkarma yaptılar. Ancak efsanevi bir cesaret ve kahramanlıkla savaşan Türk ordusu, bu saldırıyı da püskürttü. Aylar süren çatışmaların ardından İngilizler Çanakkale'den çekilmek zorunda kaldı.
    250 bin Türk askeri şehit olmuştu... Bir o kadar da İngiliz ve Anzak askeri ölmüştü.
    1. Dünya Savaşı, İngiliz, Fransız. ve Alman ordularının 4 yıl boyunca süren umutsuz saldırılarının ardından, 1918 yılında sona erdi.
    Ancak 11. ayın 11. gününde saat 11'de ilan edilen barış, hiç kimseye kalıcı bir mutluluk getirmeyecekti.

    Yüzbinlerce asker sakat kaldı.
    Dahası, çamur, pislik ve ölüm dolu siperlerde 4 yıl boyunca kalmış olan askerlerin çoğu, savaşın psikolojik etkisinden kurtulamadı.
    "Bomba şoku" denen ve savaş gazileri arasında çok yaygın görülen bir travma, hastaların şiddetli korku ve titreme nöbetleri geçirmesine sebep oluyordu. 4 yıl boyunca her gün yaşadıkları bomba korkusu, belleklerine silinmeyecek biçimde kazınmıştı.
    Bazı hastalar için, sadece bomba kelimesinin söylenmesi bile, korkuya kapılıp saklanmalarına yeterli oluyordu.
    Bazı askerler ise, savaştan yıllar sonra bile bir uniforma gördüklerinde dehşete kapılıyorlardı.
    Savaşın izi, bazı askerlerin sadece ruhuna değil, vücuduna da işlemişti. Onbinlerce asker kollarını ve bacaklarını savaş meydanında yitirdi.
    Gözü, burnu veya çenesi parçalanan o kadar çok asker vardı ki, Avrupa kentlerinde bu insanların kullanımı için özel maskeler üretilmeye başlandı.

    1. Dünya Savaşı'nın korkunç acıları sanata da yansıdı. Savaş sonrası dönemdeki sanat eserlerinde, korku, acı ve cinnet temaları hakimdi. Bu eserler, sadece onları çizen sanatçıların değil, tüm bir jenerasyonun ruh halini yansıtıyordu.
    Savaşın acılarını en derinden yaşayan bu jenerasyona "kayıp nesil" adı verilecekti.
    Buraya kadar izlediğimiz gibi savaş, kişilere ve toplumlara hiçbir fayda ve kazanç sağlamayan dev bir zulüm sektörüdür. İnsanlara maddi ve manevi büyük acılar ve sıkıntılar yaşatan, kapanması zor, derin yaralar açan sosyal bir felakettir. Allah'ın insanlara emri ise, yeryüzünde savaşı değil barışı hakim kılmalarıdır. İyilik yapanlar ve bozgunculuk yapmaktan kaçınanlar ise Kuran'da şöyle müjdelenirler:

    İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere kılarız. Sonuç takva sahiplerinindir. (Kasas Suresi, 83)

    Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi mi tutacağız? (Sad Suresi, 28)

  3. #3
    Leito
    Guest

    NEDEN

    Peki tüm Avrupa'yı kan gölüne çeviren böyle bir felaket neden yaşanmıştı? Büyük ülkelerin liderleri kendi milletlerini böylesine anlamsız ve kör bir ölüm kuyusuna niçin atmışlardı?
    Bu vahşetin nedeni, savaş öncesi Avrupa'da, pekçok insanın savaşı son derece yararlı ve hatta gerekli görmesiydi.
    Savaş ilan edildiğinde, her ülkede kitleler bunu sevinç ve coşkuyla karşılamıştı. Liderler, askerlerini cepheye sürmekten büyük bir gurur duymuştu.
    Bu büyük yanılgılarının en büyük nedeni ise, Sosyal Darwinizm denilen kavrama inanmalarıydı.

    Amerikalı tarihçi Thomas Napp bu konuyu şöyle açıklar:
    Savaş bir sürpriz değildi. 1914 öncesinde, Avrupa'da geniş çevrelerce savaş isteniyor ve bekleniyordu. İkna edici sayıda delil göstermektedir ki, her taraftan pek çok Avrupalı savaşı neşeyle karşılamıştır. Savaşın arındırıcı, heyecanlı, gençleştirici olduğu düşünülmüştür. Çoğu Avrupa ülkesindeki eğitim sistemi bir tür Sosyal Darwinist rekabet mantığına kapılmış ve bu mantıkta savaş canlandırıcı ve onurlandırıcı olarak görülmüştür.

    Sosyal Darwinizm, Darwin'in evrim teorisinin toplumlara uyarlanmasıydı.


    Charles Darwin

    Darwin, sonradan pek çok delille çürüyecek olan teorisinde, doğadaki tüm canlıların amansız bir yaşam mücadelesi sürdüklerini iddia etmişti.
    İnsanın da gelişmiş bir havyan türü olduğunu ve çatışma yoluyla ilerlediğini savunmuştu.
    O devrin ilkel bilim düzeyi içinde çoğu insana bilimsel bir gerçek gibi görünen bu yanlış teori, diğer pekçok toplumsal felaket gibi I. Dünya Savaşı'nın da ideolojik zeminini oluşturdu.
    Dünya Savaşı'nı çıkaran Avrupa liderlerinin günlüklerine ve özel yazışmalarına bakıldığında, Sosyal Darwinizm'in etkisi daha da açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
    Bu liderler, Allah'ın insanlara emrettiği getirdiği şefkat ve merhamete dayalı güzel ahlakı reddetmiş ve bunun yerine Sosyal Darwinizm'i benimsemiştir.

    Örneğin, Avusturya-Macaristan'ın Başkomutanı General Von Hotzendorff, savaştan sonraki anılarında şöyle yazmıştır:
    İnsan sevgisini ön plana çıkaran dinler... bazen insanoğlunun yaşam mücadelesini zayıflatabilirler. Ama bu mücadele dünyanın itici gücüdür… Dünya savaşının büyük felaketi, bu büyük prensiple tam bir uyum içinde gerçekleşmiştir. Savaş, doğanın bir kuralıdır. (James Joll, Europe Since 1870, Penguin Books, 1990, s. 164)




    Dünya Savaşı generallerinden Friedrich von Bernardi ise, savaş ile doğadaki sözde evrim yasaları arasındaki bağlantıyı şöyle kuruyordu:
    Savaş biyolojik bir gereksinmedir, doğadaki canlıların çatışması kadar gereklidir; biyolojik yönden yerinde sonuçlar verir, çünkü bu sonuçlar, varlıkların temel özellikleriyle ilgilidir. (Anthony Smith, İnsan, Yapısı ve Yaşamı, İstanbul, 1979, s. 33)

    Kısacası, I. Dünya Savaşı, savaşmayı, kan dökmeyi, acı çekmeyi ve çektirmeyi "doğa kanunu" sanan Avrupalı yöneticilerin yüzünden çıkmıştır.

    Tüm bu kuşağı bu yanlış fikirlerle yıkıma sürükleyen ideolojik kaynak ise, Darwin'in evrim teorisidir.
    Savaşın perde arkası aralandığında, Darwin'in karanlık portresi görünmektedir...


    Oysa gerçekte insan, Darwinizm'in öne sürdüğü gibi, çatışmak için yaşayan bir hayvan türü değildir.
    Kuran'da Allah'ın yeryüzünde savaş ve bozgunculuk çıkaranlar hakkındaki hükmü ise şöyle açıklanmaktadır:

    ... Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (Maide Suresi, 64)

    İnsanı Allah yaratmış, ona tüm canlılardan ayrı bir ruh vermiş ve güzel ahlakı emretmiştir. Allah'ın insanlar için seçtiği bu ahlak, sevgiyi, kardeşliği, merhameti ve barışı gerektirir. İnsanlar ancak bu çağrıya uydukları takdirde dünyaya barış ve huzur gelebilir. Bir Kuran ayetinde, tüm insanlığı barış ve kurtuluşa eriştirecek olan bir İlahi emir, şöyle açıklanır:

    "... Allah'ın sana iyilikte bulunduğu gibi, sen de iyilikte bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (Kasas Suresi, 77)

  4. #4
    Leito
    Guest

    YENİ BİR SAVAŞIN TOHUMLARI



    Hitler

    I. Dünya Savaşı, çatışmayı ve kan dökmeyi "doğanın vazgeçilmez yasası" zanneden bir felsefenin ürünüydü. Savaş bitti, ama bu felsefe yaşamaya devam etti. Yaşadığı için de, savaşın hemen ardından daha da büyük ve korkunç bir savaşın ağlarını örmeye başladı. Bu yeni tehlikenin merkezi ise, Almanya'ydı.
    I. Dünya Savaşı'na son veren Versay Barışı, Almanya'ya çok ağır bir ekonomik tazminat dayatmıştı. Zaten savaşın yıkıntıları içinde olan Almanya, büyük bir ekonomik krize sürüklendi.
    Bir taraftan da farklı siyasi gruplar arasında kanlı çatışmalar başladı. Bu karmaşa ortamı içinde fanatik bir siyasi akım giderek yükseldi: Bu, Hitler'in önderliğindeki Nazi partisiydi.
    Nazizm, gerçekte Sosyal Darwinizm'in bir yorumundan başka bir şey değildi.

    "Benim şu anda Alman Krallığı'nın ilk askeri olmak dışında bir arzum yok"
    Hitler

    Hitler, Darwin'in teorisinin temeli olan "ırklar arasındaki yaşam mücadelesi" fikrini aynen benimsemişti. Hitler'e göre, Almanların mensup olduğu Ari ırk, sözde evrim sürecinin en üst basamağındaydı ve diğer ırkları yönetme hakkına sahipti.
    Bunun gerçekleştirilmesinin tek yolu ise, yeni bir savaştı. Almanya'nın tüm dünyaya hakim olmasıyla sonuçlanacak bir savaş.
    Başta ise yine zalim ve gözünü iktidar hırsı bürümüş idareciler vardı.
    İnkarcı ve zalim yöneticilerin durumu Kuran'da şöyle açıklanmaktadır:

    O, iş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 205)
    Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele alırsanız' hemen yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi? (Muhammed Suresi, 22)

    alıntı..

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Fortress War savaşLarı...
    By oguz122 in forum Silkroad Online
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-11-2008, 12:38
  2. İnönü'de Ünvan Savaşı
    By Whisper in forum Beşiktaş
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03-10-2008, 08:28
  3. Konyaspor'da Forma Savaşı
    By BertaN34 in forum Türkiye Ligleri Haberleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-08-2008, 11:48
  4. Holosko geldi savaş çıktı
    By EgHuLo in forum Beşiktaş
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-02-2008, 13:52

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • You may not edit your posts
Dizi izle, Hd dizi