Merhaba Misafir! Foruma Mesaj&Konu paylaşımı ve Tüm aktivitelerden yararlanmak için Ücretsiz Üye Olun!


Superbahis
Sitemize Moderatörler Alınacaktır. Modaretör Başvuruları İçin Bu Yazıya Tıklayabilir Yada Sitemizdeki Yöneticiler İle Temasa Geçebilirsiniz. www.masterbahis.com
+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 1 2 3 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 25 Sayfa bulundu

Konu: Unutulmaz yerlİ oyuncularimiz

  1. #1
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    Unutulmaz yerlİ oyuncularimiz







    Forumu Görebilmeniz İçin Üye Olmalısınız
    Üyelik Ücretsizdir.

  2. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  3. #2
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    ŞEREF GÖRKEY


    Bir futbolcu düşünün… Maçta bir gol atıyor ama voleleri meşhur olduğu için seyirci golü beğenmiyor… O da gidip hakeme itiraz ediyor: “Hocam golü saymayın. Top elime çarptı.” Kimden mi bahsediyoruz? Elbette ki, Beşiktaş’ın efsane forveti Şeref Görkey’den… Nam-ı diğer Voleci Şeref’ten…

    Şeref Görkey, 1913 yılında İstanbul’da doğdu. Annesinin söylediğine göre, yapraklar dökülürken… Çok küçük yaşta Nişantaşı’nda futbola başladı ama yetiştiği yer Beşiktaş Genç Takımı oldu. Kısa sürede yıldızı parlayan Şeref Görkey, 16 yaşında kapısından adımını attığı Beşiktaş’tan bir daha hiç kopmadı.

    20 Yıl Boyunca 10 Numara
    Şeref Görkey, ilk resmi maçını İstanbulspor’a karşı oynadı. Hep 10 numara giydi ve futbolu da 10 numara olarak bıraktı. Görkey, o yılları şöyle anlatıyordu: “Çok iyi bir ekiptik. Benden bir sene sonra 1931’de Hakkı (Baba Hakkı) takıma geldi. Hüsnü Sağman, Hayati, Adnan vardı. Önümüze geleni yenerdik. O zamanlar Beşiktaş’ın taraftarı artmaya başladı. İki-üç bin taraftara top oynamaya başladık. Rakipleri bazen çok eziyorduk. Hakkı bazen yanıma gelip, "Yahu Şeref, Fevzi ile İbrahim’e de söyleyelim de çok atmayalım. Üzülüyor çocuklar" derdi. Üç-dört gol atıp bırakırdık.

    Görkey, derbilerin de unutulmaz golcüsüydü. Galatasaray’a 30, Fenerbahçe’ye 13 kez gol atarak, Baba Hakkı’nın ardından derbilere damgasını vurmayı başardı.

    3 Golünden Biri Voleyle
    Görkey, futbol hayatı boyunca attığı toplam 320 golün 99’unu voleyle kaydetti. Hiç penaltıdan golü yoktu. Çünkü duran topların fileye gitmesini gol olarak görmüyordu Şeref Görkey. Meşhur voleleri sorulduğunda da hemen Baba Hakkı’yı anıyordu: “Attığım gollerin çoğunda Hakkı’nın emeği vardır. Baba Hakkı, Şükrü Gülesin gibi topu ayağına lokum misali oturtan arkadaşların varsa, o voleleri sen de atarsın!”

    Bir keresinde Fenerbahçe’ye normal bir gol atmış Görkey. Tribünlerden hemen “Sana yakışmadı” şeklinde sitemler yükselmiş. Bunun üzerine Şeref Görkey’le hakem arasında şu diyalog yaşanmış:
    Şeref Görkey: Hocam bu golü saymayın.
    Hakem: Neden?
    Şeref Görkey: Elime çarptı hocam
    Hakem: Ben görmedim ve golü verdim. Artık iptal edemem. Hakemi “kandıramayan” Görkey, devre arasında soluğu Baba Hakkı’nın yanında alıyor: “İkinci devre hep havadan isterim topları.”
    İstediği oluyor ve kendisine ilk devrede sitem eden taraftarlardan, muhteşem bir voleyle adeta özür diliyor.

    “Briyantinsiz Çıkmam”
    Futbolcuların yurt dışı maçlarına üçüncü mevkide gittiği, yanlarına beslenme çantası verildiği dönemin futbolcusuydu Şeref Görkey. Büyük yokluklar içinde top koşturmalarına rağmen, Voleci Şeref, kıyafetlerine hep dikkat etmiş. Hiçbir maça, saçına briyantin sürmeden çıkmamış. Belki de bu nedenle, kolejli hayranları hep olmuş. Görkey, işte bu kolejli kızlardan birine, Nükhet Hanım’a kaptırmış gönlünü ve 1940 yılında hayatlarını birleştiren imzayı atmışlar.

    22 Şampiyonlukta İmzası Var
    Beşiktaş futbol tarihinde, 18’i resmi olmak üzere, tam 22 şampiyonlukta imzası olan Görkey, dönemindeki Milli maç azlığından sadece 1 kez A Milli formayı giyebildi. 12 Temmuz 1936 tarihinde Yugoslavya ile oynanan ve 3-3 biten o maçta da, takımın ilk golünü kaydetti. Aralıksız 20 yıl Siyah-Beyaz formamızı giyen Görkey, futbolculuğu bıraktıktan sonra da futboldan kopamadı. Beykoz ve Adalet’in yanı sıra Beşiktaş’ta teknik direktörlük yaptı. 1962 yılında A Milli Takım’da teknik adamlık görevini üstlendi. 1960 yılında da Beşiktaş Divan Kurulu Üyesi olarak, hizmetlerini sürdürdü.

    100. Yıl Meşalesini Yaktı
    Beşiktaşımız İnönü Stadı’nda yapılan 100’üncü Yıl kutlamalarında da efsane forvetimiz Şeref Görkey aramızdaydı. Büyük golcümüz Feyyaz Uçar’ın koluna giren Görkey, sahanın ortasına kadar yürüdü. 100. yıl meşalemizi Görkey ve Uçar birlikte yaktılar. Bu sırada eski açık tribünden 100. yıla doğru gün, saat, dakika ve saniye sayan dev saat sıfırlandı ve yine aynı tribünde 2 kulenin üstüne yerleştirilen meşaleler yandı. Görkey o günü şöyle anlatıyordu: “Bir zamanlar Taksim Stadı vardı. Şimdi Gezi Parkı’nın olduğu yer. Biz maçlarımızı orada yapardık. Kadıköy’deki Papazçayırı gibi. Ben Taksim Stadı’nı dün gibi hatırlıyorum. Zaten o stadda oynayıp da hâlâ yaşayan başka topçu kalmadı. Şeref Stadı’nda da çok maç yaptık. Şimdi orada da Çırağan Oteli var. Ama İnönü’nün yeri ayrı. Biz oraya Dolmabahçe deriz, Mithatpaşa deriz. Şimdi İnönü diyorlar. Ne maçlarımız oldu orada. Futbolu bıraktığım 1950 yılından bu yana hiç ayağım değmemişti İnönü’nün çimlerine. O gün, 100’üncü Yıl kutlamaları için Feyyaz’ın kolunda sahaya girince duyduğum heyecanı anlatamam. Herkes bize bakıyor, seyirciler tribünlerde. Tıpkı eski günlerdeki gibi... Bir an yığılacaktım olduğum yere. Çok heyecanlandım. Hiç böyle bir günüm olmadı. Allah bana bu günleri gösterdiği için çok bahtiyarım.”

  4. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  5. #3
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    ŞÜKRÜ GÜLESİN


    14 Eylül 1922’de doğan Şükrü Gülesin, Türk futbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olarak anıldı. Futbola küçük yaşta Kınalıada’da kaleci olarak başladı ve kısa sürede forvete geçti. İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenci iken Beyoğluspor’a transfer olan Şükrü, 1940-41 sezonunda Beşiktaş’a geldi. 1944-45 sezonunda Ankaragücü’nde forma giyen Gülesin, Beşiktaş’ta oynadığı 10 yılda, 3 Milli Küme, 6 İstanbul Ligi, 2 İstanbul Kupası, 2 Başbakanlık Kupası şampiyonlukları yaşadı. 13’ü Galatasaray’a, 9’u Fenerbahçe’ye olmak üzere derbilerde 22 gol kaydetti. Ortaya koyduğu muheşem futbolla birlikte attığı korner golleri de onu büyük üne kavuşturdu. Adını Avupa’da duyuran Gülesin, 1950’de İtalya’ya gitti. Palermo, Lazio, tekrar Palermo olmak üzere 3 sezonda, İtalya 1. Ligi’nde 79 maçta 36 gol attı. Dünyanın bu en zor liginde forma giyen en başarılı yabancılardan biri olarak anılan Gülesin, Türkiye’ye dönünce Galatasaray’a transfer oldu. 10’u Beşiktaş’ta, 1’i Lazio’da olmak üzere 11 kez A Milli formayı giydi, toplam 4 gol kaydetti. Futbolu bıraktıktan sonra, Milli Takım Teknik Komitesi’ne seçildi, Beşiktaş’a yöneticilik ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977’de kalp kizi geçirerek yaşama veda

  6. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  7. #4
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    VEDİİ TOSUNCUK

    1921 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Vedii Tosuncuk, futbola 22 yaşında İzmir’de başlamıştır. Kısa zamanda Karşıyaka takımında ortahaf mevkiinde oynamış, Tıp tahsili için İstanbul’a geldiğinde de, çocukluğundan beri gönül verdiği Beşiktaş’a transfer olmuştur. Beşiktaş Futbol Takımı’nın sol kanadında uzun yıllar başarılı maçlar çıkarmış ve fiziki üstünlüğüne eklediği mükemmel tekniği ile, Siyah-Beyazlı takımımızın şampiyonluklarında önemli roller oynamıştır. Ayrıca Beşiktaş’ta Kaptan’lık mertebesine ulaşmış yıldızlardandır. Uzun, sert vuruşları sayesinde maçın kaderini değiştiren oyuncular arasında yer alan Tosuncuk, Beşiktaş tarihinde Hüsnü Savman’dan sonra gelen en büyük solbek oyuncusudur. A Milli Takım’da 10 defa solbek olarak ay-yıldızlı formayı giyen Vedii Tosuncuk, 1 defa da kaptanlık yapmıştır.

  8. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  9. #5
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    HÜSEYİN SAYGUN


    İstanbul Beyazıt’ta 1920 yılında doğan Hüseyin Saygun, futbola Kadırga’da başladı. Bir süre Kurtuluş’ta futbol oynadıktan sonra Beşiktaş’a transfer oldu. 1936’dan 1947’ye kadar giydiği siyah-beyazlı formayla çok başarılı maçlar çıkarttı. 1947-48 sezonunda Vefa’da oynayan Hüseyin, bir yıl sonra Beşiktaş’a döndü ve futbolu siyah-beyazlı forma altında bıraktı. Orta sahada oyunu yönlendiren ve günümüzde “playmaker” olarak adlandırılan Saygun, derbilerde Fenerbahçe ve Galatasaray’a karşı da 4’er gol kaydetmeyi başardı. 9 kez A Milli olan ve “Çengel” lakabı ile anılan Hüseyin Saygun, 1959 yılında Teknik Direktör Remondoni’nin takımı bırakması üzerine Beşiktaş’ı çalıştırdı. 1994 yılında da vefat etti.

  10. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  11. #6
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    HÜSNÜ SAVMAN


    1908 yılında doğan Hüsnü, Beşiktaş’ın Bandırma deplasmanına gidişinde Kulüp yetkilileri tarafından beğenilip takıma kazandırıldı. 1926’dan 1943 sonuna kadar 17 yıl Beşiktaş formasıyla genellikle solbek, bazı maçlarda da santrfor olarak oynadı. Beşiktaş’ın ilk Milli futbolcusu olan Hüsnü Savman, 8 kez A Milli forma altında görev yaptı, 3’ünde sahaya kaptan olarak çıktı. Cesaretli futbolu, kişiliği ve beyefendiliğiyle tanınan Hüsnü Savman, kısa sürede kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi. Beşiktaş’ta Baba lakabı da ilk kez Hüsnü Savman’a verildi. Baba Hüsnü, 1 kez Türkiye Birinciliği, 1 kez Milli Küme, 6 kez İstanbul Ligi ve 1 kez de İstanbul Şildi şampiyonluğu yaşadı. Futbolu bıraktıktan kısa bir süre sonra, henüz 37 yaşındayken öldü.

  12. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  13. #7
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    MEHMET ALİ TANMAN



    8 yılda 7 Lig Şampiyonluğu'na adını kazıyarak, aradan yarım asır geçmesine rağmen hala kırılamayan bir rekorun sahibi olan Beşiktaş'ın, bu altın devrinde kaleyi koruyan en önemli isim; Mehmet Ali Tanman'dı... 1933-1946 yılları arasında 354 maçta Siyah-Beyazlı formayı giyen Mehmet Ali Tanman, kalesinde sadece 70 civarında gol gördü ve "100 Yılın En iyi Kalecisi" unvanını kazandı.

    Tarihi boyunca Beşiktaş kalesini birçok ünlü kaleci korudu. Dr. Resul, Haki (Osmanlı Devri'nde), Sadri, "Şark'ın Zamorası" Osman, Mehmet Ali, Ethem, Fevzi, Bülent, Varol, Necmi, Özcan (Arkoç), Sabri, Rasim, Zafer, Adem, Jurkoviç, Şener, Aumann
    ve Oscar Cordoba Siyah-Beyazlı takımın kalesini başarıyla koruyan çok değerli isimlerdi. Şimdi de kalemiz birbirinden değerli Türk kalecilere emanet.
    Kalecilerimizden Mehmet Ali Tanman şüphesiz en şanslı olan isimdi.

    Beşiktaş futbol tarihinin "gelmiş geçmiş en büyük kadrosu"nda oynadığı için, çok az sayıda yenilgi ile tanıştı. "Sabri, Hakkı, Kemal, Şeref, Şükrü (Vecdi) hücum hattı", o derecede güçlüydü ki, 2 gol yese 4;
    3 yese 6 gol atarak,
    O'nu kalesinde rahatlatıyordu devamlı olarak... Yerine geçen Ethem de, bu mirastan yeterince yararlandı şüphesiz...
    1973 yılının bir Beşiktaş-Galatasaray derbi maçının arifesiydi... Bu vesile ile Beşiktaş kalecisi Ethem Karpat ile birlikte Hürriyet Gazetesi'ne verdikleri bir röportajda, Galatasaray'ın "Kova" lakaplı kalecisi Osman İncili, kendi döneminin futbolunu dile getirirken, şöyle diyordu Korkut Göze'ye:
    "Zamanımızda kaleye en azından 30 top gelirdi. Atlar, zıplardık. Hele yediğimiz tabanlar... Harpten
    çıkardık sanki..."
    Söze giren Ethem'in dedikleri daha da enteresandı:
    "Maça gladyatör gibi
    giyinip çıkardık. Sakatlanma da az olurdu. Şimdikiler defileye çıkıyorlar sanki.
    Bir don, ince bir kazak..."
    Osman İncili sazı tekrar eline alıyor ve şu sözcüklerle devam ediyordu röportaja:
    "Ben Pazar günü Galatasaray kalesinde olsaydım, en çok
    Necmi'den korkardım."
    Söz konusu olan Necmi, Necmi Perekli'ydi.
    Ethem de öyle devam ediyordu röportaja:
    "Ben Gökmen'den korkardım. Zira topa, sille, tokat, tekme giriyor..."
    Korkut Göze'nin kaleme aldığı röportajın konu başlığı da çok anlamlıydı gerçekten...
    "Eskiden toplar kaleye
    gülle gibi düşerdi" diyordu, geçmişin iki ünlü file bekçisi, Korkut Göze kardeşimize bu söyleşide içtenlikle.

    Forvetlerle Kalecilerin Mücadelesi

    Mehmet Ali Tanman'ı, formunu belirli bir düzeyde tuttuğu ve özel hayatına çok dikkat ettiği için takım kaptanı "Baba" Hakkı da çok sever ve kollardı. Bazı maçlarda ona karşı acımasız davranan, sakatlanmasına sebep olan rakip futbolculara müdahale eder ve onları efendiliğe davet ederdi.
    Yaratıcı futbollarının yanı sıra çok sert şutlar da savuran forvetler önünde kalelerini korumak, o dönemin kalecileri için gerçekten büyük problemlere neden oluyordu her maçta... Çamur deryası "balçık" sahalarda, çamurdan gülle gibi ağırlaşmış toplar, çok güçlü fiziğe sahip tabanca mermisi gibi şut atan ve bunu asker postalı gibi futbol ayakkabıları ile gerçekleştiren döneminin süper futbolcuları ile karşı karşıya oynamak, gerçekten çok zordu o devrin kalecileri için...
    Fenerbahçe santrforu Melih Kotanca ile Beşiktaş kalecisi Mehmet Ali Tanman arasında yaşanmış bir olayı sizlere sunmadan evvel, içlerinde Melih Kotanca'nın da olduğu devrin santrforlarına bir göz atalım.
    1940'lı yıllarda, Türk futbolu'na renk katan takımlarda, çok güçlü forvet elemanları vardı. Mesela, Beşiktaş'taki "Keklik" lakaplı Kemal Gülçelik'in yanı sıra, Galatasaray'da "Katır" lakaplı Cemil Gürgen, Reha Eken ve Gündüz Kılıç, Ankara Harb Okulu'nda Sabahattin Erman, İzmir Altınordu'da lakabı "Beşiktaşlı" olan Hüseyin, Fenerbahçe'de de Melih Kotanca ile "Lavton" Suphi Ural ilk akla gelen isimlerdi, golcü futbolcular olarak... Bu topçular, rakip ceza sahasına en kısa yoldan akarak, kaleyi gördükleri anda da bir an bile tereddüt etmeden, şutunu patlatarak gole gitme özelliği taşırlardı.
    Üzülerek belirtmek zorundayım ki, bu santrforlar içinde rakip kalecilere en acımasız davranan isim, Sarı-Lacivertli Melih Kotanca idi. Golcülüğünün yanı sıra, rekortmen bir atlet de olan Melih Kotanca tüm bu meziyetlerine gölge düşürecek düzeyde rakiplerine gaddarca davranan ve onları sakatlayan bir futbolcuydu.
    1930'lu yıllarda Fenerbahçe ile oynanan bir derbi maçta, kaleci Mehmet Ali'yi sakatlamış ve bu yüzden maçın yarıda kalmasına sebebiyet vermişti. Yıllar sonra, bu defa 40'lı yıllardaki bir Beşiktaş-Fenerbahçe maçında, Beşiktaş santrhafı Ömer ile bir hava topunda buluştuğu anda Ömer'e dirsek atarak yere düşmesine sebep olmuş, bu yetmiyormuş gibi o asker postalı gibi ızgaralı ayakkabıları ile Beşiktaş santrhafının üzerinde tepinerek, 6 kaburga kemiğinin kırılmasına sebep olmuştu. Ömer yerde acı içinde kıvranırken, "Baba" Hakkı "Ne yaptın sen!" diyerek, üzerine yürümüş, Melih'in kaçmaya başlaması üzerine O da peşine takılarak, tarihi Şeref Stadı'nı, turlamaya başlamışlardı. Olay karakola intikal etmiş, centilmenlik örneği gösteren santrhaf Ömer kendisini sakatlamasına rağmen Melih Kotanca'yı affederek, ağır bir ceza almasına mani olmuştu.
    Kaleci Mehmet Ali Tanman ile Melih Kotanca arasında yaşanmış bir olay daha vardır Şeref Stadı' nda...
    Yine büyük bir derbi maçı... Şampiyonluğu etkileyen bu karşılaşmada da bir türlü uslanmayan Melih Kotanca bir Fener akınında Beşiktaş kalecisi Mehmet Ali ile yine karşı karşıya kalmış, O'nun sert şutunu bloke etmesine rağmen, Fener santrforunun suratına patlattığı tekme ile kendinden geçmişti. Yerde ızdırap içinde kıvranan ve ağzından köpükler gelmeye başlayan Mehmet Ali'nin bu görüntüsü karşısında paniğe kapılan Melih Kotanca, Baba Hakkı'nın üzerine yürümesi ile birlikte yine bir koşmacadır başlamıştı toprak kulvarda... Melih, sahayı ikinci defa döndükten sonra soyunma odasına sığınmıştı. Bu olaydan olmasa da Melih, başka bir maçta, rakibini bayılttığı için 9 ay boykot almıştı.

    Beşiktaş'ın Altın Devri

    1939 ile 1949 yıllarını içine alan zaman dilimi, Beşiktaş futbolu için "Altın Bir Devir"dir futbol tarihimizde... "Karakartal" Beşiktaş Takımı, bu yıllarda tüm rakiplerinin üzerinden silindir gibi geçmiş ve 8 yılda 7 Lig Şampiyonluğu'na adını kazıyarak, aradan yarım asır geçmesine rağmen hala kırılamayan bir rekorun sahibi olmuştur...
    Bu dönemde oynanan 144 resmi lig karşılaşmasında, rakip kalelere atılan gol sayısı da 599'dur. Bu rakam da bir rekordur ülkemizde. Hatta dünyada!... Buna karşılık kalesinde gördüğü gol sayısı ise 81'dir Beşiktaş'ın..
    İşte söz konusu yıllarda bu "Altın Devir"i yaratan Siyah-Beyazlı takımda Kartal'ın kalesini koruyan en önemli isim; Mehmet Ali Tanman'dı tereddütsüz!.. Siyah-Beyaz forma ile 354 maçta oynadı ve kalesinde 70 civarında gol gördü.
    1930'lu yılların ortalarında "Arap" Sadri Usuoğlu'dan kaleyi devraldı ve 1940'ların ortalarına kadar en güçlü kadrolarda yer alarak, "100 Yılın En İyi Kalecisi" unvanına hak kazandı bileğinin hakkıyla...
    1933-34, 1938-39, 1939-40, 1940-41, 1941-42, 1942-43, 1944-45 ve 1945-46 yıllarında İstanbul ligi birincilikleri, 1934'te Türkiye Futbol Şampiyonluğu ile 2 Milli Küme ve çeşitli kupa birincilikleri elde eden bu müstesna file bekçisi, ne yazık ki 1 defa olsun Milli formayı giyemedi futbol tarihimizde. Ne büyük çelişki değil mi futbolumuz için?..

  14. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  15. #8
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    RECEP ADANIR


    17 Haziran 1951 günü Berlin Olimpiyat Stadı’nı tıklım tıklım doldurmuş, 100 bin kişinin hiç durmayan bir tezahüratla desteklediği geleceğin “Dünya Kupası Şampiyonu” Batı Almanya Takımı; Frıtz Walter, Rahn gibi aslarına rağmen, Türk Milli Takımı’na yenilmekten kurtulamamıştı. Ertesi gün, Alman basını galibiyet golüne imza atan Beşiktaşlı Recep Adanır için; “Tabanca mermisi gibi şut atan oyuncu” tabirini kullanmışlardı. Her iki ayağından füze çabukluğu ile çıkan çok sert şutları, top hakimiyetini süsleyen driplingleri ve meşin topu ayakları arasında saklayarak rakip sahada yaptığı kısa deparlarla Recep Adanır, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük futbol teknisyenlerinden biridir. Bir zamanlar taraflı tarafsız tüm sporseverlere; “Attığı her iki frikikten biri goldür” dedirtecek kadar netice futbolcusu olmuştur O... Recep Adanır, 1929 yılında Ankara’da doğdu. Çok küçük yaşlarda Başkent arsalarında bez top arkasından koşarken, büyük kabiliyeti sayesinde Ankaragücü takımına transfer olmakta gecikmedi. Kısa zamanda (A) kadroya yerleşerek, yeteneklerini ortaya koydu ve attığı birbirinden güzel gollerle Ankaragücü’nü Türkiye Şampiyonluğu’na kadar yükseltti. Bir yıl içinde şöhreti Ankara sahalarını taşmış ve yurdun futbol merkezlerine kadar yayılıvermişti. Nihayet 1950 yılı transfer ayında, çocukluğundan beri düşlerinde yer alan Siyah-Beyaz renklere transfer oldu ve böylece Türk Futbolu’nda bir “Baba Recep” devri başladı. Emsalsiz futbolculuk yeteneklerine ilaveten, çok iyi bir kaptan olduğu için de Türk Futbolu’nda “Baba” lakabı ile anılan bir kaç futbolcudan biridir O... 10 yıl taşıdığı Beşiktaş forması altında, biri Türkiye Birinciliği, ikisi Federasyon Kupası olmak üzere 3 Türkiye Şampiyonluğu ve 3 İstanbul Ligi Şampiyonluğu yaşadı. Sağiç, santrfor ve solaçık oynayan Recep, derbilerde Beşiktaş formasıyla Galatasaray’a 10, Fenerbahçe’ye de 4 gol kaydetti. 1959-60 sezonunda Kasımpaşa’ya transfer oldu. Daha sonra Galatasaray ve Karagümrük’te oynadı. Yıllar sonra Beşiktaş Dergisi ile yaptığı röportajda, bu ayrılığı gözyaşları ile anlatan Recep Adanır, her zaman “Beşiktaş’ın Baba Recep’i” olarak kaldı. Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yapan Adanır, 1963-64 ve 1977-78 sezonlarında kısa süreyle Beşiktaş’ta görev aldı.

  16. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  17. #9
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    GÜVEN ÖNÜT


    1940 Aydın doğumlu. Küçük yaşta başladığı futbola, İzmirspor formasıyla devam etti ve bu renkler altında üne kavuştu. O’nun santrfor oynadığı 1958-59 ve 1959-60 sezonlarında, İzmirspor “Üç Büyükler”in tozunu atmıştı. 1960 yılı Temmuz’unda Beşiktaş’a transfer oldu. Kendisine has çalımlarıyla rakiplerini ekarte edişi, şık kafa golleri, isabetli pasları ve sert şutlarıyla etkili oldu. Beşiktaş’ın ve Türk Futbolu’nun en büyük golcülerindendi. Siyah-Beyazlı forma altında 2 Türkiye Ligi şampiyonluğu yaşadı. 1960-69 yılları arasında 225 maçta oynayıp, 94 gol attı rakip filelere. Mütevazı kişiliği ve centilmenliği ile iz bıraktı stadlarda. 1963-64 sezonunda 19 golle “Gol Kralı” olarak, Beşiktaş tarihindeki ilk gol kralı olma unvanını yakaladı.

  18. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

  19. #10
    Üye
    Status : Multowey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: 10 Oct 2009
    Nerden: bolu
    Mesajlar: 5.877
    Konular: 1050

    Seviye: 46 
    Tecrübe: 5.618.228
    Sonraki Seviye: 6.058.010

    Teşekkürler : 1.275
    548 mesajına 1.321 kere teşekkür edildi.

    RASİM KARA


    Rasim Kara, Beşiktaş’a hem futbolcu hem de teknik adam olarak hizmet veren ender isimlerden... 1950 yılında Eskişehir’de doğan ve Eskişehir Işıkspor’da futbola kaleci olarak başlayan Kara, Uşakspor’dan Bursaspor’a transfer oldu. Oradan da Milli Takım’a kadar yükseldi. 1975-76 sezonunda özellikle Sovyetler Birliği Milli maçındaki olağanüstü performansıyla Beşiktaş’ın kalesini devralan Rasim Kara, aralıksız 9 sezon, siyah-beyazlı takımın kalesini korudu. 1981-82 sezonunda lig şampiyonu olan takımın file bekçisi olan Kara, 1984’te futbola veda etti ve teknik adamlık kariyerine başladı. Uzunköprü ve Antalyaspor takımlarında görev yapan Kara, önce Sepp Piontek’in ardından Fatih Terim’in yardımcılığını üstlendiği A Milli Takım’da kariyerinin en önemli başarılarından birini kazandı. Tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası finallerine katılma hakkını elde eden Milli Takım’ı Euro 96’ya taşıyan isimlerden biri olan Kara, 1997-98 sezonunda Beşiktaş’ın teknik direktörü oldu. Siyah-Beyazlı takımı hem Şampiyonlar Ligi’ne sokan hem de lig tarihindeki en yüksek gol sayısına ulaştıran Kara, yine de Beşiktaş’tan ayrılmak zorunda kaldı. Bursaspor, Ç.Dardanel, Rizespor, Kocaelispor takımlarında da görev yapan Kara, Kanada’nın Ottowa Wizards takımını kendi liginde şampiyon yaptıktan sonra, başarılı kariyerine devam ediyor.

  20. Bu mesaj için Multowey kullanıcısına teşekkür edenler:

    demircan (09-03-2011)

+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • You may not edit your posts
Dizi izle, Hd dizi